John Malkovich olmak

1
2481

Being John Malkovich posterVİZYON TARİHİ: 19 Ocak 2001

TÜR: Komedi, Dram, Fantastik

SÜRE: 112 dk

YÖNETMEN: Spike Jonze

SENARYO: Charlie Kaufman

OYUNCULAR: John Cusack, Cameron Diaz, Catherine Keener

ÜLKE: ABD


“çünkü bilinç berbat bir lanettir.”

Bugün ülke gündeminden uzaklaşıp biraz daha kafa dinlemek adına vizelerden sonra bir sinema yazısı yazmaya karar verdim.İlk kez sinema temalı bir yazı yazdığım için biraz heyecanlı ve titiz bir şekilde çalıştığımı söylemeliyim.Sinema benim için gerçeği aramanın en güzel ve en zevkli yollarından birisi. Her bir sinema filmi gerçeğe verilen en güzel cevap niteliğini taşır.Bazısı kötü bir cevap olur bazısı iyi bir cevap.Bugün en iyi cevaplardan birinin -ardında bıraktığı sorularla- bende bıraktığı izlenimlerini sizlere aktarmaya çalışacağım.

Being John Malkovich, senaryosunu Charlie Kaufman’ın üstlendiği 1999 yapımı bir Spike Jonze filmi. Aldığı bir çok ödülle adından söz ettiren filmi hiç kuşkusuz şahane performanslarıyla John Malkovich ve Catherine Keener (Maxine) çok iyi bir biçimde ayakta tutuyor. Jhon Cusack (Craig) ve Cameron Diaz (Lotte) da filme oldukça güzel bir renk katmışlar. Ama John Malkovich ve  Catherine Keener (Maxine)’ın oyunculuklarının epey üst düzeyde olduğunu söylemeliyim. Bir de filmde ufak bir rolü olsa da Charlie Sheen’i konuk oyuncu olarak görüyoruz. Cameron Diaz ise tanınmayacak halde onu belirteyim. Sean Pean ve Brad Pitt de ufak olsa da görünüyorlar.

Craig parasını kuklacılıktan kazanan evli ve berbat bir adamdır. Karısı Lotte’ye daha iyi bir yaşam sunabilmek adına bir iş bulur ve gizemli bir binanın 7,5. katında işe başlar ve orada Maxine ile tanışır. Maxine’e yavaş yavaş aşık olmaya başlayan Craig bir gün şirketteki bir dolabın arkasında tesadüfen bir tünel bulur.Bu tünel ünlü aktör John Malkovich’in zihnine ve benliğine açılmaktadır. Craig önce tüneli karısına anlatır. Karısı John Malkovich’in zihnine gider. John Malkovich olmak onun için büyük bir tutkuya dönüşür ve cinsel bir kimlik bunalımına girer. Craig tüneli ardından Maxine’e anlatır ve bu tüneli bir pazarlama aracına dönüştürürler.

Öncelikle filmin senaryosu ilmek ilmek döşenmiş bir absürdlükler silsilesinde ilerliyor. Spike Jonze, hayatta karşılaşılması imkansız olan şeylere o kadar inandırıcı bir bakış atmış ki insanın dolapların arkasını karıştırası geliyor. Fantastik bir dünyayı ancak bu kadar güzel bir planda anlatabilirsiniz. Bu absürdlükler, kahramanımız Craig’e büyük belalar açarken aynı zamanda bu belaların üstesinden gelebilmesi ve aşık olduğu kadına ulaşabilmesi için büyük planlar kurduruyor.Maxine’in deyimiyle Craig ona aşık olarak karşılıksız çeşitliliği seçmiştir.Maxine ise Craig’in karısını daha çekici bulmaktadır fakat yalnızca John Malkovich’in ruhundayken.

Maxine ve Lotte’nin birbirlerine karşı anlaşılamaz sevgisi John Malkovich’in bedeninde karşılık bulur. Maxine’in şeytani yanı ile Lotte’nin anaç yanı bir araya gelince ortaya inanılmaz bir tutku çıkıyor. Lotte de Maxine’e ulaşmak için Craig kadar çaba gösterecektir elbet ama çaresiz olduğu bir anda şempanzesi ona yardımcı olur. Burada bir hayvanın zihninin işleyişini de ilginç bir biçimde görebiliyoruz. Şempanze Lotte’nin çaresizliğine hafızasındaki bir deneyimden yola çıkarak yardımcı oluyor.

John Malkovich olmak

Bu filmde ilgimi çeken Craig’in bunalımlı hali ve mücadele azmi oldu. John Malkovich’in beynindeyken Maxine’e sergilediği o inanılmaz kukla performansı ruh halini inanılmaz bir biçimde yansıtmış. Bir tarafta cinsel kimlik bunalımı yaşayan ve evinde farklı hayvanları besleyerek onların ruhsal durumlarına önem veren karısı diğer bir tarafta ise gizemli, çekici ve yasak olan iş arkadaşı… Bu karmaşanın içerisinde karısının John olarak Maxine ile birleşmesi ve birbirlerini gerçekten sevmeleri onu derinden yaralar ve karısıyla arasındaki tüm köprüleri atacak kadar gözü döner. Maxine’i elde edebilmek için her yolu dener. Başarılı oldu mu olmadı mı bilinmez ama çoğumuz için örnek alınması gereken bir duruş olduğunu düşünüyorum.

Hiç kuşkusuz John Malkovich filmde inanılmaz önemli bir  rol oynuyor. Herkesin zihnine girmek için birbiriyle yarıştığı, lüks içinde yaşayan ve şöhretli bir aktör olan John zihnini kontrol edemediğini Maxine ile sevişirken anlar. Üstelik aynı anda zihninde Craig vardır. Ve Craig onu bir kukla gibi yönlendirir. Burada Craig’in zihinsel savaşının zaferi vardır. Maxine de Craig’e karşı yavaş yavaş artık bir şeyler hissetmeye başlar. Ama onun da aklının bir köşesinde Lotte vardır. Bu sefer de aktörümüz John büyük bir bunalıma girer ve bu işin aslını öğrenmek için Maxine’i takip ederek tünele gider. Zihnini işgal etmek için bekleyen insanların arasından öfkeyle geçer ve tünelden geçerek kendi zihnine gider. İşte filmin en güzel sahnelerinden biri daha bizi karşılar.Malkovich malkovich malkovich malkovich. Zihnindeki işgalcilerle karşılaşan Jhon büyük bir şaşkınlığa uğrar ve bu işi bitirmek için elinden geleni yapmaya çalışır. Fakat Craig Maxine’i elde etmek için elinden geleni yapacaktır ve Jhon’un zihnini ele geçirir, onu kendine mahkum eder.

Kısacası film hayatı, gerçekliği, zihni ve insanı sorgulayan muhteşem bir yapıt. Aralarda dolaşan mükemmel replikler de filmin cabası. Hayatta 15 dakikalığına da olsa başka biri olmak istemez miydiniz? Değişip dönüşüp başka biri olarak hareket etmek ve başka biri gibi hissetmek istemez miydiniz? Eğer cevabınız evet ise “Bu filmi izlemeden ölmeyin” derim.

Fragman

John Malkovich olmak Filminin Fotoğrafları