Başka Sinema Ocak ayı filmleri

0
685

Başka Sinema Ocak ayı ile yine harika! Bildiğiniz ya da duyduğunuz üzere farklı bir sinema deneyimi yaşatmak için kurulmuş gişe filmlerinin aksine festival ve “ya şu film neden gelmiyor!” diye düşündüğünüz filmleri çekinmeden izleyiciyle buluşturan muhteşem bir yapı. 2016 yılının ilk ayında yine birbirinden farklı 11 film ile bizlere sunan Başka Sinema’ya teşekkürü bir borç biliriz.

Başka Sinema Ocak ayı filmleri

La Glace et le Ciel – Ice and the Sky / Buz ve Gökyüzü

Ice and the Sky Başka Sinema Ocak ayı filmleri

Oscar ödüllü yönetmen Luc Jacquet, “İmparator’un Yolculuğu”ndan sonra bir kez daha Antarktika’ya dönüyor. Üzerinde yaşadığımız gezegenin onbinlerce yıllık tarihinin buzullarda, donmuş halde bizi beklediğini söylesek ne derdiniz? Ünlü buzul bilimci Claude Lorius, Antarktika’da bir kutlama esnasında sondajdan çıkan bir buzu viskisine atmasıyla fark eder ki, erimekte olan buz aslında bir tarihi eserdir ve ortaya çıkan hava ise belki de yüzyıl öncesine aittir!

Jauja / Hayal Ülkesi

Jauja hayal ulkesi Başka Sinema Ocak ayı filmleri

Kadim olanlar demiş ki, kim ki dünya cenneti “Jauja”yı bulmaya çalışır, yolda kaybolur… 1882’de, yerli halka karşı soykırım harekâtı sırasında Patagonya’da bir ileri karakoldayız. Danimarkalı yüzbaşı Gunnar Dinesen’in 15 yaşındaki kızı Ingeborg genç bir askere tutulup evden kaçınca, yüzbaşı genç çifti bulmak için tekinsiz düşman bölgesine girmeyi göze almaya karar verir. Lisandro Alonso’nun senaryosunu yazdığı ve profesyonel oyuncularla çalıştığı ilk filmi olan Hayal Ülkesi, bizi zamanın ötesinde, geçmişin kaybolup geleceğin anlamsızlaştığı bir yere götüren yüzbaşının yalnız arayışının hikâyesi. Ünlü oyuncu Viggo Mortensen’in göz dolduran performansıyla emperyalizme dair bilmeceli bir tefekkür

Youth / Gençlik

Youth Başka Sinema Ocak ayı filmleri

Oscar’lı yönetmen Paolo Sorrentino “Muhteşem Güzellik”ten sonra, dev yıldız kadrosuyla çektiği “Gençlik / Youth” ile yine çok konuşulacak bir filme imza atıyor. Fred (Michael Caine) ve Mick (Harvey Keitel) İsviçre Alpleri’nde muhteşem bir otelde uzunca bir tatile çıkar. Fred, emekliye ayrılmış dünyaca ünlü bir besteci ve orkestra şefidir. Mick ise vasiyetim dediği son filminin senaryosu için bir grup gençle yoğun bir yazım sürecindedir. Geçmiş, gelecek, sadakat, yaşlanma ve gençliğin çarpışmasını bu iki insanın dünyasından perdeye taşıyan film, bu büyük otel ve her biri nevi şahsına münhasır birçok misafiriyle izleyenlerini her daim canlı tutarken bir Sorrentino klasiği olarak müzik ve görüntünün ihtişamıyla büyülü bir atmosfer yaratıyor.

The Club

the club Başka Sinema Ocak ayı filmleri

Oscar adayı “No”nun yönetmeni Pablo Larrain’in son filmi The Club, geçmişte işledikleri suçlar nedeniyle kilise tarafından küçük bir sahil kasabasına sürülen ve gözlerden uzak bir evde zorunlu inzivaya çekilen dört rahibin hikâyesini anlatıyor. Rahiplerin bu inziva evindeki hayatı, çok katı ve sıkı kurallarla düzenlenmiştir. Fakat beşinci bir rahibin eve gelmesiyle bu hassas düzen bozulur. Rahiplerin geride bıraktıklarını düşündükleri geçmişleri yüzlerine vurulurken, araftaki bu günahkârların karanlık sırları açığa çıkmaya başlar. Yabancı Dilde En İyi Film dalında Altın Küre ödülüne aday olan film, aynı zamanda Şili’nin Oscar temsilcisi…

Suffragette / Diren!

Suffragette Diren Başka Sinema Ocak ayı filmleri

Maud (Carey Mulligan), hastalıklara ve yaralanmalara sık sık rastlanan bir çamaşırhanede 7 yaşından beri çalışmaktadır. Aynı çamaşırhanede çalışan George (Ben Whishaw) ile evli olan Maud’un hayatta en büyük dayanağı oğlu Sonny’dir. Bir paketi teslim etmeye giderken eylem yapan süfrajetlerin arasında kalır ve eylemciler arasında kendisiyle aynı çamaşırhanede çalışan Violet’ı (Anne-Marie Duff) görür. Maud’un harekete olan ilgisini fark eden Violet, onu oy haklarını savunmaya ikna etmeye çalışır.

Süfrajetlerin içinde sözcülük yapıp eylemlerde ön plana çıkması nedeniyle göze batan Maud, bir gösteriden sonra tutuklanır ve bir hafta hapiste kalır. Hapishaneden çıktığında işler daha da karışır; çünkü kocası onu ne eve alır, ne de oğlunu görmesine izin verir. Maud’un adaletsizliğe karşı duyduğu öfke, onu hareketin lideri olan Emmeline Pankhurst (Merly Streep) ile tanışmaya dek götürecektir.

Sarmaşık

sarmasik Başka Sinema Ocak ayı filmleri

Sarmaşık gemisi Mısır’dan yük aldıktan sonra tahliye limanına doğru yola çıkar. Sefer devam ederken geminin armatörü iflas eder ve Mısır’a vardıklarında armatörün liman parasını ödemediği anlaşılır, geminin üstünde haciz vardır. Liman yetkilileri gemiyi kimsenin uğramadığı demirleme alanına çekerler.

Mürettebattan gemiyi olası tehlikelere karşı hareket ettirebilecek sayıda kişinin kalması gerektiğini belirtirler. Zabitlerden bir kişi, iki gemici, bir makineci, mutfaktan bir kişi, bir usta gemici ile beraber toplamda altı kişinin gemide kalması gerekmektedir. Pasaportları ellerinden alınır ve ne zaman biteceği belli olmayan maceraları Mısır açıklarında böylece başlar.

Hepsinin kalmayı seçişindeki hikaye başkadır. Yolculuğun başında başlayan gruplaşmalar zamanla yerini sert tartışmalara bırakır. Yiyecek ve içeceğin iyice azalmasıyla kavgalar büyür ve gemi insanın insanı avladığı bir alana dönüşür.

Dheepan

dheepan Başka Sinema Ocak ayı filmleri

Başta Coen kardeşler ve Xavier Dolan olmak üzere tüm Cannes jürisini kendine hayran bırakan, Pas ve Kemik ve Yeraltı Peygamberi filmleriyle tanıdığımız Jacques Audiard’ın Cannes’ın en büyük ödülünü kazanan son filmi, Paris’te Sri Lankalı üç mülteci üzerinden tüm dünyadaki sığınmacıların çektiği zorlukları ele alıyor. Filme adını veren Dheepan’ı 1980’lerde Tamil Kaplanları’nda çocuk asker olan romancı Antonythasan Jesuthasan canlandırıyor. Sri Lanka’da sona eren iç savaştan kaçabilmek için Dheepan, bir kadın ve bir kız çocuğuyla bir aileymiş gibi davranarak mülteci olarak Fransa’ya gider. Paris dışında bir toplu konuta yerleştirilen üçlü, bir yandan göçmen olarak kültür çatışmasını aşmaya çalışırken bir yandan da gündelik şiddetle ve “ailevi” meselelerle uğraşmak zorunda kalacaktır.

Aşkı, sevgiyi, savaşmayı ama en çok da aile olabilmeyi bize baştan öğreten, son dakikasına kadar nefeslerinizi tutarak izleyeceğiniz yılın Altın Palmiye ödüllü filmi.

Lolo

Lolo Başka Sinema Ocak ayı filmleri

Violette, 40 yaşında, hayatını moda sektörüne adamış başarılı bir kadındır. Yıllar boyunca farklı farklı sebeplerden dolayı uzun soluklu bir ilişkisi olamayan Violette, tatil için gittiği spa tesisinde şans eseri, bir bilgisayar dahisi olan Jean-René ile tanıştığında en sonunda aradığını bulur. Jean-René moda dünyasından ve Violette’in alışık olduğundan çok daha farklı biri olmasına rağmen, ikilinin arasında inkar edilemez bir kimya vardır. Ancak ilişkilerinin ciddiye binmesiyle Jean-René’nin aşması gereken bir engel daha vardır; Violette’in bir tanecik oğlu Lolo… Dışarıdan çok tatlı ve ilgili gözükmesine rağmen Lolo, Jean-René’yi bir türlü sevemez ve annesine layık bulmadığı bu adamı uzaklaştırmak için gizli bir harekat başlatır! Romantik filmlerin unutulmaz aktrisi Julie Delpy bu sefer hem yönetmen, hem senarist, hem de başrol olarak büyülüyor!

The Program / Son Efsane

the program Başka Sinema Ocak ayı filmleri

Usta yönetmen Stephen Frears imzalı “Son Efsane / The Program”, üst üste 7 kez kazandığı Fransa Bisiklet Turu şampiyonluğuyla dünyaca ünlü bir efsaneye dönüşen ve yıllar sonra doping kullandığını itiraf eden Lance Armstrong’un skandallarla dolu gerçek öyküsünü anlatıyor. Spor yazarı David Walsh, Armstrong’un Tour de France başarısının sebebinin doping olduğuna inanmakta ve bu yalanı ortaya çıkarmak için araştırma yapmaktadır. Kanseri yendikten sonra kazandığı tarihi başarılar ile kahramana dönüşen, son yılların en popüler figürlerinden biri olan Armstrong’un şöhret basamaklarındaki yükselişini ve düşüşünü anlatan filmin senaryosunu “Trainspotting”in senaristi John Hodge, yapımcılığını ise “Philomena” ve “The Theory of Everything”in yapımcıları üstleniyor. Armstrong’u Ben Foster’ın canlandırdığı filmde Chris O’Dowd, Guillaume Canet ve Dustin Hoffman da rol alıyor.

Capital / Kapital

Capital Kapital Başka Sinema Ocak ayı filmleri

Kapital, para dünyasının en gözden çıkarılabilir hizmetkârlarından biriyken onun tartışmasız efendisi haline gelen Marc Tourneuil´ün önlenemez yükselişini konu alıyor. Avrupa´nın en büyük bankası Phenix Bank´ın yeni yönetim kurulu başkanı olunca, Tourneuil kurul üyelerine bir açıklama yapar: “Yeni Robin Hood benim! Yoksullardan çalıp zenginlere vermeye devam edeceğiz!” Gavras´ın deyişiyle, “Sermayenin kölesiyiz. Peki bizi kim özgür kılacak?”

Film bilgileri: Başka Sinema Ocak sayfasından alınmıştır.