Dogman (2018) Film İncelemesi

0
136

İlk kez 2018 Cannes Film Festivali‘nde gösterim şansı yakalayan Dogman, mafyaları, kaçakçıları, hırsızları, dilencileri ile meşhur bir şehir olan Napoli’de geçiyor. Bolca ödül toplayan filmin yönetmen koltuğunda ise Matteo Garrone oturuyor. İyi ki de oturuyor. Çünkü hem yazar hem yönetmen olmak herkesin üstesinden kolayca gelebileceği bir şey değil. Peki ne anlatıyor bu ” köpek adam” filmi? Köpeklerini mıncır mıncır seven bir köpek sahibini mi? Hayır tabii ki de.

Dogman (2018) Film İncelemesi

Dogman Film İncelemesine Başlayalım

Ya bir yol bulur insan kendine ya da yeni bir yol açar

Filmin başrolünde yer alan Marcello mülayim bir köpek bakıcısı. Bir nevi veteriner gibi takılıyor fakat alışık olmadığımız cinsten bir takılma bu. Büyük küçük demeden her türlü köpeğin bakımını üstleniyor, yeri geldiğinde de aman kıl-tüy bulaşır demeden tabağındaki yemeğini paylaşıyor. Gerçek bir köpeksever resmi çiziyor. Aynı zamanda eşraftan insanlarla günlerin tadını çıkarıyor hatta bazen halı saha maçına giderek enerji boşaltıyor. Zaman zaman da küçük kızıyla birlikte dalış aktivitelerine katılarak olduğu dünyanın dışına çıkmaya çalışıyor. Buraya kadar her şey normal gibi gelebilir ama maalesef değil. Çünkü Marcello, daha fazla para kazanmak adına sık sık olmasa da gizliden gizliye kokain satıcılığı yapıyor. Evet, yanlış duymadınız. Sakin dünyasının sınırlarını daha fazla para kazanmak adın illegal bir aktivite ile süsleyen bir karakterle karşı karşıyayız.

İşin içinde illegal bir durum olunca kötü bir adamın olmaması tuhaf kaçacağından sağ olsun yönetmenimiz Matteo ve senarist şantörleri kötü bir adam da eklemiş filme. Üstelik eski bir boksör. Mahalle esnaflarınca pek de sevilmeyen bu karakter Marcello’nun mütevaziliği ve illegalliği aynı potada eritmeyi becerdiği hayatına bolca aksiyon katmak için yaratılmış adeta. Kapalıçarşı’da takılan esnaflar gibi kendi dünyalarını kurmuş sakinler tarafından da sevilmeyen bu karakter, bizim Marcello’yu yoldan çıkarmak için elinden geleni yapıyor ve sonu pek de mutlu bitmeyen bir hikayenin bayrağını önde taşıyarak filme ve Marcello’nun hayatına kan, ter, gözyaşı ve keder katıyor.

Marcello, bu adamla haşır neşir olmaya devam ederken, 50 katlı binadan aşağı düşen adamın hikayesinde olduğu gibi yere çakılana kadar her şeyin normal olduğunu tekrarlıyor kendine. Dostluklarını bozuk para gibi harcıyor, yalan söylüyor, hapis yatıyor; becerikli bir suçluya dönüşerek kariyerinde zirve yapıyor. İpin ucunu kaçırdıkça da “yine n’olacak ya alt tarafı bir yıl yatar çıkarız, hayat bizim değil mi” diyerek adına Suç ve Gurur diyebileceğimiz bir klasiğe ilham veriyor.

Dogman’in Yönetmeni Matteo Garrone Yeteneklerini Konuşturmuş

Tüm bu olayları bize layıkıyla anlatan yönetmen Matteo Garrone ise altta kalmıyor ve yeteneklerini sonuna kadar konuşturuyor. Marcello’nun yalnızlığını ve sıkışmışlığını geniş geniş anlatıyor. Köhne bir çocuk parkının gölgesinde gelişen bu olayları gerçekçiliğin bir gram dışına çıkmadan bağımsız sinema severlerin seyrine fine dining tadında sunuyor. Uyuşturucu satsa bile saf ve temiz duygulara sahip bir adamın dünyasını, dış etkenlerin baskın tutumu sayesinde kolayca yok olabileceğini, evrimleşebileceğini takdire şayan bir şekilde anlatıyor. Toplumun, saf duyguları mahvedebileceğini gözler önüne sererken hızını alamıyor bir de kötülerin de sevilebileceğini gösteriyor hem de masumların -köpekleri- kayıtsız şahitlikleri huzurunda.

Yani kısacası, Cannes Film Festivali‘nde En İyi Oyuncu Ödülünü almış ve bunun dışında 32 farklı ödülün de sahibi olmuş bu filmi izleyin derim. Filmle ilgili azıcık da olsa bilgi sahibi olmak için aşağıya fragmanını iliştirdim.

Yazan: Zehra Başgöl

Dogman (2018) Fragmanı

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir